"Sıçrayarak uyanıyor başıboş çoban, ağzına kadar iyi niyetle dolu. Tembel tembel dolanmamak için kendini zor tutuyor. Yükünü omzuna atıyor. Hayatını istediği şekilde, kendi çıkarları doğrultusunda yaşıyor. Böylesi ne denli çirkin, ne denli ışıltılı olursa olsun... O payına düşenin ihtişamını sorgusuz sualsiz kabul etti; hediyesi de -paketi açık halde- önünde: özgürlük, acımasız özgürlük."
Patti Smith, Hayalperest
Yoldayız. sonsuz, boş, dümdüz bir yol ilerliyoruz. Gelmeden oraya durmayacağız. Orada vadedilen cennet, orada sonsuz boşluk. Dumandan, karmaşadan ve boşluktan ibaret cennet. Kafanın içini temiz bırakmazlar bir dakika. Çoban olma hakkımız gasp edileli oldu bir yüz yıl. Kafamızdaki her zerreye işlendi, her zerre safça bir masumiyetle kabullendi. Büyümeden sorgulanmayan soruların cevapları çocukken verildi. Her şeyi bildik, her şeyi sildik. Bir saniye boş bıraksalar uçuşurduk. Bir daha uçuşamayalım diye kanat satın almamızı öğütlediler. Almak için çalışmamızı. Çalışmak için okumamızı. Kafanı kaldırıp gökyüzüne bakmaya vaktin kalmayana dek.. Tüm bu karmaşada unuttuk uçmayı. Çayırlara gidemeyelim diye koparıldı kanatlarımız, çayırlara gidemeyelim diye griye boyadılar evreni. Dargın bir gelin kaldı dünya. Damat dövdü, damat sövdü, damat yerle yeksan etti. Ve şimdi doğurmaya zorluyor. Ağlayarak tükeniyor gelin. Gözyaşları boğacak bir gün tüm damatları. Çocuklar da gidecek o gün. henüz ölmemiş tek varlık olan çocuklar; onlar da gidecek. O gün gelene kadar tüm çocukluğumuza tecavüz eden herkes gibi; biz de yapacağız aynı zulmü; bizden sonraki kocaman gözlü çocuklara. Kendimiz gibi olsun diye öğütleyecek, kutsal olanı önce kirletecek sonra tapacağız. Tüm kanatları koparıp olmayan kanatları satacağız. Hesaplar yapacak, hesaplar verecek, hesaplar alacağız. Özgür kırlar unutuldu. Özgürlük şarkıları silindi evrenden.Özgürlüğe yeni tanımlar kondu; özgürlük olmayan. Özgür nefesler aşağılanmışlıkla eşitlendi. Onlar sevmiyor diye vazgeçtik özgür çoban olma hakkımızdan. Çaresizce ihtiyacımız var tüm öğrenilmişliklere. Çaresizce yaranma çabası tüm tecavüzcülere. Adına hayat dediğimiz karmaşa çayırlardan ve çobanlardan çok uzakta ruhumuz emilirken verilen sıra numarasını sonsuz bir bekleyiş. Numarayı verene sunulan ellerimiz, beynimiz, ruhumuz bizden çok uzakta. Hepsini toplayıp bir bavula, çayırlara çıkabilmek. Numarayı atmak, sahte cennetten kovulmak ve dünya ile barışmak. Ellerimizle, aklımızla yeniden tanışmak ruhumuza sarılmak; dudaklarımızı büzüp bir ıslığa başlamak. Kocaman gözlü bir çocuğun ıslığı.. Islık çalmayı yasaklamasaydı insanoğlu bir şansı olabilirdi; tüm özgürlüğe adanmış şarkılar için. Yine de hala bavul alabilir ve bileti ruhumuzdan çekip çıkarabiliriz. Bir hatıra kurtarabilir bizi, geçmişten gelen sarı saçlı bir kız çocuğu seslenebilir "Hatırla ve git. Uyumadan önce gözlerimizin önünde dans eden tüm rengarenk noktalar hatırına; hatırla ve git!"
http://fizy.com/#s/1dlnws
