Biraz seni unutuyorum, biraz yaşıyorum. Biraz senden eksiliyor; biraz hayata yer açılıyor.
Bir ölüyü odasında yaşatan hastalıklı bir zihin benimki. Her gün
bakıp bakıp gördüğüm gülen yüz
yavaş yavaş
bir kemik yığını.
Gerçekler
ardım sıra bir gölge,
odayı kaplıyor. Karşı koyamıyorum.
Tüm odaya yayılan
karanlıktan biraz
hayat
istiyorum. Gecmişin tozları arasında binlerce yaprak.
Havada uçuşan satırlar arasında biraz gamze, biraz kirpik;
solu kirpilmayanından.
Söylesene adam; hayalet nasıl gömülür? Unutmak demek değil diye avutuyor yas
kitaplari. Dünkü gibi yerinde olacak mi çenendeki yara izi? Yarın da aklimda
ayni sekilde kalacak mi o 'ne yaptığını biliyorum bakışı'?
Bir çekmece
mi gerek? Arada çıkarıp tozunu silip, biraz yaş serpiştirip kaldırmak mı?
Hayatımın en büyük kara parçası adam
Hayatımın en büyük kara parçası adam
kenarda bir yer mi
bulacak kendine?
'Gülümseyerek hatırlanacak anılar' bölümünde yavan bir yer mi
edinecek bu hikaye?
Kazıyarak çıkarttığım, ortalığı kan revan eden parçalar; yıkanacak, ütülenecek, makyajlanacak,
Kazıyarak çıkarttığım, ortalığı kan revan eden parçalar; yıkanacak, ütülenecek, makyajlanacak,
asılacak...
yaşıyorum
mu denecek sonunda?
Karnım her gün her gün böyle deşilmeyecek o zaman…?
Yaşamak
denen bu gariplik benden ne beklese?
Hastalıklı özleme bir son ver ve külleri
havaya
sal… bırak
uçuşsun semada.
Adam söylesene yas ne demek?
'Numara yapma' diyeceksin. 'Unutmak istemesen bu yas niye? Her günkü gibi yaşarsın. Odandaki de ölü olmaz, gömmene de gerek, o zaman.
Başka adamlara sığdırırsın yine beni. Dayanamazsan; gelir, görür, hatırlar, hatırlatır, kaçarsın. Yine yaparsın kadın' diyeceksin.
Ah adam.
Sen görmüyorsun ama
–ki bak adam diyorum sen de büyüdün adam- ebeveynlerindünyasındaişleröyleyürümüyormuşbüyümeksanavedaetmekmiş
öyle söylüyorlar.
ya da mesela
"Insan aynı türküyü aynı içtenlikle
söyleyemiyormuş uzun zaman."
Öyle söylüyorlar.
Adam sekiz sene söylendi bu türkü.
Artık
ne notası
ne melodisi
ne sözleri var ortada.
Bense hala türküm diye
tutturuyorum, boş bir teneke kutuya, düşe düşe. Düşün
acınasılığı.
Ne senli ne benli bu hikaye.
Geçmişteki
küçük bir kızla onun kaçırdığı bir hayat…
o kadar…
Bugün ne o kız ne o adam. Ne guzellik ne yüce denen duygular.
Bugün sadece bir büyücü. Her gün bir ölüyü
diriltmeye ugraşan zavallı bir sihirsiz büyücü.
Bu da sihirsiz bir veda adam anla
Bu da sihirsiz bir veda adam anla
artık
bu ve da!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder